27 Temmuz 2011

Yalan dostum aşk diye bir şey yok

Sıcak yaz aylarını öğlen televizyon izleyerek, akşama doğru spora giderek, gece de film izleyerek ya da yazı yazarak geçiriyorum. Hiç bu kadar uzun süre televizyon izlememiştim ben. Hafta sonları açar okanı izlerdim, bi ara haberlere bakardım. Bundan öteye geçmezdi televizyon maceram. Birkaç gündür izdivaç programlarına bakıyorum, aklım almıyor. Ben o hep belgesel, jazz takılan insanlardan değilim; ama böylesine oturup izdivaç programlarını baştan sonra izlemişliğim yoktu. Herkesin ağzında olan bir şey var , o da “yalan söylemesin, dürüst olsun”. Bir kişi özellikle kalkıp söyledi “ben yalandan hiç hoşlanmam”. Şimdi güya kriter bu di mi? Benim eşim bana yalan söylemesin, dürüst olsun, sabırlı olsun, sadık olsun falan filan.. Ben yalana bayılıyorum mesela. İlk olarak sorarım, eğer yalan söylüyorsa ilişkiye devam ederim. O yetiden uzaksa bana gelmesin kardeşim!

Bunları geçelim, gençliğe dönelim. Gençlerin tek derdi ne? Seks. 20 küsur yaşında iki gencin bir birlikteliğinde başka beklenti ne olabilir? Her şeyden önce geliyor bu haz. Söylemekten bile utanıyoruz. Tamam çok anlayışlı, sabırlı, dürüst olabilirsin, ama cinsel bir birliktelikteğiniz yoksa, o ilişki biter. Mesela kızın yeni bir sevgilisi vardır. Gider en yakın arkadaşına söyler. Arkadaşı çok heyecanlanır. İlk sorduğu soru : Nasıl öpüşüyor? Önemli olan bu işte. Belki o cevaptan sonra yaptığı muhteşem romantik jestleri sorar, bilemicem. Seks, duyulan en büyük haz, mutluluk değil mi? Bunu bir de sevdiğin insanla yapınca o mutluluğu 100le çarpsan az kalır(1000le çarpak? düz mantık). Gençlik zamanımızdaki ilk ölçek seks bu yüzden. Nasıl seviştiğimiz, öpüştüğümüz, verdiğimiz haz. Bunları elde ettikten sonra devamı gelir. Dürüstlük, sadakat falan adını siz koyun işte.

Halbuki dürüstlük ya da sadakat, hiçbiri “para” etmiyor..

Yaşlanınca da tek dert para oluyor. İnsan rahat rahat yaşamak istiyor, bunda bir sorun yok. İlk olarak öğrenilmek istenen : maaş ne kadar, araba var mı, ev var mı. Bunlar varsa yalan söyler misin, içki sigara kullanıyor musun vs. Gençlikte ilk merak edilen duyulacak haz iken yaşlanınca bunun yerini para alıyor.

Yaptıklarımız ne kadar komik aslında. Önce hoşlanıyoruz ve sevişiyoruz. Ondan sonra bakıyoruz ki karşımızdaki bize uygun değil. Sürekli yalan söylüyor, başka adamlara bakıyor. Belki bugün yanından geçen ve senin yüzüne bile bakmadığın çirkin kız senin için ideal biri. Yaşamak istediğin o hayatı seninle geçirebilecek biri, fakat çirkin olduğu için bakmıyorsun bile. Ruhlar aleminde yaşamıyoruz öyle değil mi?

Ne terler döküyoruz kendimizi beğendirmek için. Her hareketimize dikkat ediyoruz.. Hobilerimiz sorulduğunda ilk sırayı kitap okumak çekiyor. Sosyal ortamlarda özlü sözler paylaşıyoruz. İşte ben böyle düşünüyorum aslında, bu kadar ince düşünen bir insanım. Ben süper biriyim de farkedemiyorsunuz. Süper ego. Sen o konuştuğum adam değil miydin lan? Sen hıyarın tekiydin, ne bu tavırlar? Belki birkaç kız düşer di mi? Tabi sen de haklısın abicim. Hepimiz aynı amaca hizmet ediyoruz.

Çoğu kişi de karşısındakine güven duymak istiyor. Bu güven konusu çok önemli. Kan bağı olmayan iki kişinin birbirine güvenmesi okanın deyimiyle “harikulade” bir olay. Peki bu güven nasıl oluşuyor? Yahu ben daha kendime güvenmiyorum, sen bana nasıl güveniyorsun?

“Hiç kimseye güvenmiyorum” diye bir şey yoktur. “Zamanında o'na güvendiğim için, artık kimseye güvenmiyorum” vardır.  Nazım Hikmet

Ustaya hak veriyorum. Aslında bu sadece güven için değil her türlü duygu için geçerli. Hayatta bir kişiye gerçekten aşık oluyoruz, ondan sonrakilere de aşık olduğumuzu sanıyoruz. Belki bu son tanıştığın kişiyle bir ömür geçireceksin, ama "belki"den öteye geçemiyor. Neden? Çünkü zamanında o'na fazlasıyla aşık olduğun için artık kimseye aşık olamıyorsun ya da olsan da korkuyorsun. İçindeki sevginin hepsini vermek istemiyorsun. Biliyorsun ki seni bırakırsa hayatın biter, kendine gelemezsin. Aynen o'ndan sonra yaşadıkların gibi odana kapanır, kafayı yersin. Bu korkular mutluluğumuzu engelliyor. Kıyaslamalar mutluluğumuzu engelliyor.

Ben çok değişkenim, hayattan isteklerim farklılık gösterebiliyor gün içinde; fakat genelde aynı paydaya dönüyorum: Sadece bencilce yaşamak

2 yorum:

Nes dedi ki...

izdvaç programları bitmemişmiydi yahu? hala devam ediyorlar mı :)

Jano dedi ki...

ediyor yahu, bugün uykusuz yaz'a takıldım da bakmadım :)