10 Kasım 2011

Boş kafalar

Sınıfa hocamızın eski bir öğrencisi girdi. Elinde birkaç dosya vardı, "Hocam iki dakikanızı alabilir miyim?" diye sordu. Hocamıza elindeki dosyaları verdi imzalatmak için. Yüksek lisans öğrencisiymiş, Rusça KPDS'den 90'nın üstünde bir not almış(yani arkadaş rusçayı yalamış yutmuş). Hocamız dosyaları imzalarken bize de bir örnek teşkil etmesi açısından, öğrencisinden iki cümle bişe söylemesini istedi bizim için. Hocamız rusça söyledi bunu, adam yine de türkçe konuştu. Zaten bizim için de önemli bir şey söylemedi, merak edilecek bir durum yoktu. "Ne diyim ki hocam... ııııı... Derslerinize çok çalışın arkadaşlar."

Bunun üzerine benim için o adam, adeta bir gökdelenden aşağı düşmeye başlamıştı. Düşerken bana bişeler söylemeye çalışıyordu, ama sesi gittikçe azalıyordu...


Hocanın bu eski öğrencisi üniversitede okurken de çok başarılı bir öğrenciymiş. Hep yüksek notlar alırmış. Ders aralarında hemen kütüphaneye gidermiş, ders çalışırmış. Zaten KPDS'den aldığı puana bakılırsa da hocanın dediği gibi olmalı. Peki bu yeterli mi?

Karşısındakilere iki cümle kurmaktan aciz bir insan isterse 100 alsın o salak sınavdan, isterse kütüphanede sabahlasın, benim için önemi yok. Ben ona saygı duyarak ve onu dikkat içinde dinlerken bana sarf ettiği "derslerinize çok çalışın" tavsiyesinden yola çıkarak onun nasıl bir insan olduğunu anlamam oldukça basitti. Birkaç yıl sonra bu adam yüksek makamlara gelecek, belki okulda kalacak, profesör olacak ve şu zamana kadar yaşadığı boş hayatın temellerini o çocukların temeline yerleştirecek.

Geçenlerde bir yarışma programı izliyorum. Bir kadın katıldı, çevirmen olduğunu söyledi ve ardından şöyle bir cümle kurdu: "He is very good man". Bu cümleyi 5. sınıf öğrencisi kursa oraya "a" koyması gerektiğini bilir diye düşünüyorum. Bu kadın ise çevirmenim diye geziyor ve göğsünü gere gere söylüyor.

Tahammül edemiyorum bu insanlara... Belli bir yere gelmiş, fakat kafası boş insanlara...

Ben bu insanların ütülü kıyafetlerinden öte o boş beyinlerinden nefret ediyorum.

7 yorum:

Firarî Yolcu dedi ki...

Çok doğru. Hani deriz ya, "Keşke ağzını açıp konuşmasaymış." Kafamızda oluşturduğumuz imgeler yerle bir oluyor.

Süpersonik Çok Bombastik dedi ki...

E o kadar çalışmaya sosyal hayat geliştirip iletişimini güçlendirecek vakit bulamamış. Bulabilseymiş belki hocanın orada ne demek istediğini daha iyi anlayıp aynı dilde cevap verir, belki de küçük bir aydınlanma yaşatabilirdi dinleyenlere.

Hani ilginç bir denklem vardı; bir üçgen, üçgenin her bir ucunda ayrı bir şey yazıyor;

-Başarı
-Uyku
-Sosyal hayat

Bunlardan hangi ikisini seçersen üçüncüyü unutman gerekiyor... O arkadaş da sosyal hayatı es geçmiş alaşılan =)

Missbone dedi ki...

Anlaşılan bizim yüksek lisans öğrencisiyi uykuyu seçmiş :P

Mjora dedi ki...

bir yere gelmiş insan kafası boş bir insandır zaten bence...

Uyumayan Ses dedi ki...

Firari Yolcu,

Yazıyı yazmamdaki asıl sebep o insandı, konuşmasa gerçekten daha iyiydi.

Süpersonik ve Missbone

Ben yaşamın bu üçünden ibaret olmadığını düşünüyorum. İlla ki birini de feda etmemiz gerekmiyor bence. Burada anlatmak istediğim iki cümle kurmaktan aciz, yükseklere çıkarılmış ama kafası boş insanlardı. Benim değer yargılarım görünenden çok düşünülenlerde saklı.

Mjora,

Genelleme yapamayız, ama haksız da sayılmazsın bro

Murat Doğan dedi ki...

1- orada düzgün bir cümle kurup da sizi etkileyememiş olması onun boş olduğunu göstermez sadece iyi bir konuşmacı olmadığını gösterir. önyargılı davranıyorsunuz...

2- çok geniş fıkra kültürüne sahip birisine hiç alakasız bir yerde hadi bi fıkra anlat deseniz bile bocalar ayrıca çok fıkra biliyor diye çok iyi anlatabilir gibi de düşünmeyin, ben 3 fıkra bilirim ama çok iyi anlatırım:)

3- hocanın yaptığı asıl bence konuşulması gereken. bunu genelde anne babalar çok yaparlar: "hadi oğlum göster amcana pipini" gibi olmuş:)

4- bu maddeyi özelden yazmam gerekirdi ama öyle olduğunda sadece janset bilecekti. bunun yerine buradan yazarak en azından bir kaç kişi daha görsün istedim çünkü doğru bilinen yanlışların başında geliyor: "evraklar" kelimesi çoğul bir kelimenin tekrar çoğullaştırılmış halidir. çünkü evrak zaten çoğuldur, tekili varak'tır. konuşurken de "evrakı aldın mı?" diye söylenir, tonlarca varak olsa bile....

sevgiler...:)

Uyumayan Ses dedi ki...

evrak olayını bilmiyordum müdür, eyw.. düzeltiyim