Baktım olacak gibi değil, mimleyen kişi sayısı artıyor, şu
hakkımdaki 7 gerçeği anlatıyım da rahatlayalım. Zaten hep kendimi anlatıyorum, gına geldi yeminlen. İnsanlar blogu okumayı bırakacak. Mime ne yazıyım diye iki gündür düşünüyorum, derslerimden geri kaldım be!
Takip ettiğim kadarıyla mimleyen 3 kişi var.
Nora,
Missbone ve
Larien'e teşekkür ediyorum. Niye teşekkür etmem gerekiyor bilmiyorum. Ödüllü falan diyorlardı, yazınca ödül mü vereceksiniz?
Missbone anlatmaya çalıştı ama yine de anlamadım olayı. Ha bir de
neden 7 gerçek? Bir insanın en fazla 7 gerçeği mi olabilir? Neyse tamam, notlar açıklanmaya başladı da gerginim biraz, kusura bakmayın :)
Buyurun 7 gerçeğim:
1- Kibir
2- Açgözlülük
3- Şehvet
4- Kıskançlık
5- Oburluk
6- Öfke
7- Tembellik
Nasıl gerçekler ama? Hepsi var bende, tek bünyede toplayabildim.
Tamam asıl gerçeklerime geçiyorum:
- Blogun ilk ismi
The Stalker'dı. Bu ismi her yöne çekebilirim diye düşünmüştüm, sosyal ağlar zaten birbirini takip eden ruh hastalarıyla dolu. Sonradan içimde durmak bilmeyen sesi betimlemek için blogun ismini
Uyumayan Ses koydum. Çoğu yazımı da gece yazıyorum zaten, bir nevi uyumama durumu söz konusu. Gördüğünüz gibi tek yönlü düşünemeyen bir insanım. En az iki amacı gütmeli hayatımdaki şeyler. Mutfağa su içmeye gitsem bile, yanımda ya boş bardak ya çöp, bir şey götürürüm. Tek bir şey için hareket edemem.
- Yazılarımı yazarken illa ki müzik dinlerim. Ders çalışırken de sözsüz müzik dinlerim genelde. Yemek yemeden önce de izleyeceğim şeyi ayarlarım. Hiçbir şey bulamasam da gider televizyonu açarım. Hoşuma giden bir şey varsa onun reklama girmesini beklerim. Tam başlayacağı ana denk getiririm ki yemek yerken salak reklamları izlemiyim. Alışkanlık işte. Hatırlarım, anaokuluna giderken annem kahvaltımı televizyonunun önünde yedirirdi. Oradan kaldı bu özellik bana.
- Anne demişken ailem ayrı benim. Kardeşim de yok.
Çok rahat bir yaşam sürüyorum kısacası. Ne istersem alınır ki her gördüğünü de isteyen biri değilimdir. Küçükken de çok uslu çocukmuşum zaten, gıkımı çıkarmazmışım. Aileme oldukça bağlıyım. Babamla daha çok arkadaş gibiyizdir, gideriz iki bira içeriz, muhabbet ederiz. Annemden dizi gelişmelerini alırım. Dizi izlemem ama, salona iki dakika geçerim, annem bütün her şeyi anlatır dizi hakkında. Böyle de güzel insanlar işte :)
- Alışveriş delisi değilimdir,
ama ürün araştırma delisiyimdir. Bir şeyi almadan önce 40 kere düşünürüm, her yerde araştırırım fiyatını. En uygununu almak asıl amacımdır.
AVM'leri gezer gezer, hiçbir şey almadan çıkarım, zaten ilk tercihim de internetten alışveriş olur. Çoğu insan güvenmiyor ama ben daha hiç sorun yaşamadım.
Ebay, Gittigidiyor, Sahibinden gibi siteler benden sorulur. Biri internetten ürün satacaksa ya da bir şeyin internetteki fiyatını öğrenecekse ilk olarak bana gelir.
-
Yemek seçerim. Askere gidince düzelir di mi? Bu duruma gıcık olan, "bamya sevilmez mi olum!" diye isyan eden insanların da ilk başvurduğu şey bu oluyor. Sarımsak yemem, maydanoz yemem, soğan yeni yeni sevmeye başladım. Fastfood yanlısı bir insan da değilim o kadar. Önceden
Burger King, McDonald's tan dışarı çıkmazdım, artık sevmez oldum. Kola da içmiyorum. Zararlı bunlar zararlı. Hepsi Amerika'nın oyunu. Yemeyin şunları. Gidin
Keffçe'de pilav üstü kuru yiyin. Yanına da cacık isteyin. Hayatın anlamı orada gizli.
- Burçlara inanmıyorum ama ikizler burcunun da her özelliğini taşıyorum. Keşke taşımasam da kurtulsam şu saçmalıktan.
Karar değişikliği, kararsızlık başıma bela. Bir tutumu sonuna kadar sürdürmek hoş olsa gerek, bende hiç olmadı. Fanatizmi de anlayamadım mesela. 10 küsur senedir müzikle ilgileniyorum, gitar çalıyorum, ama
Steve Vai'nin S'si olamadım. Halbuki Stev'i falan olmam gerekirdi. Teknolojiyi takip ediyorum ama
Steve Jobs'ın S'si olamadım.(Neyine oluyorsun lan zaten aq!) Hedefleri doğru ayarlamamışım, ondan olsa gerek.
- Boş günleri boş boş geçirmek boş gelir bana. Bilgisayar başında hiçbir şey yapmadan oturursam rahatsızlık duyarım. Plan yaparım hemen, belli bir saate kadar kitap okurum, oyun oynarım, yazı yazarım, film izlerim vs..
Film konusunda da şunu söyliyim son olarak. Çok film izlerim ve izlerken filmi akışına bırakırım. "Aha bardağı yere koydu, filmin sonunda bunla alakalı bişe çıkar" diye kafa yormam. Bir de filmdeki replikleri benimsemem, bazı insanlar da çok dikkat ediyor. Ben o an filmi yaşarım, dünyadan uzaklaşırım, bitince hayatıma devam ettiğimi hissederim.
Benim mimlediklerim:
- Eren Doğan(blogu boşlamaya başladın, gözümden kaçmadı değil)
- Esra Dilara Akman(merakla bekliyorum)
- Finduilas(yazaydın iyiydi)
- Süpersonik Çok Bombastik(yazarsın diye düşünüyorum)
- Mia Wallace(herhalde kesin yazar sanırım)
- Memento Mori(yazacak bir hava sezdim senden)
- By Mutu(yazmaz ama ya yazarsa?)
- Glamdring(ne zamandır yazmıyosun, mim olmasa da başka bişe yaz da okuyalım)
- Diplomalı Bakkal(yaz yaz, açılırsın)
- Sparrow(tam senlik)